Eş Genel Başkanımız Çiğdem Kılıçgün Uçar, Şiyar Be Platformu’nun Lice’de, “Uyuşturucu, Fuhuş ve Özel Savaş Politikalarına Karşı Yürüyoruz” şiarıyla yaptığı eylemde konuştu:
“Kürdistan için en tehlikeli tablo bu coğrafyanın fuhuşla ve uyuşturucuyla anılmak zorunda bırakılmasıdır. Kürdistan gerçekliğinde böyle bir şey yok. Ama Kürdistan gerçekliğinde ne var? Bir halkın özgürlük arayışı var, bir halkın demokrasi arayışı mücadelesi var. Bir halkın kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla eşitlik mücadelesi var. 40 yıldır bu topraklar bununla anıldı ama yıllardır çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya bırakılıyoruz. Kadınlar fuhuşa çekilmeye, gençler uyuşturucuya çekilmeye çalışılıyor. Çok bilinçli bir politika. Uyuşturucu bir hastalık değil. Zamanımızın en sinsi savaş politikası. İstiyorlar ki burada örgütlü bir halk olmasın.
İstiyorlar ki burada geleceğine sahip çıkan gençler, kadınlar olmasın. Birçok örnek sayabiliriz. Eylül 2025'te Lice'nin iki jandarma komutanı, bir karakol komutanı, uyuşturucunun dağıtımına, tedariğine izin verdiği için işlem gördüler. Sadece bu mu. Kürdistan'da görevliler buradaki yasasızlıktan faydalanıyor.
O parayı nasıl yiyorsunuz?
Açın bakın iddianameye diyor ki: ‘Tarlaları gördüğünüzde yüzünüzü çevirin.’ Hepsi bundan pay elde ediyor. Yapmayın bunu. Bu coğrafyanın toprağında, bu coğrafyanın tarihinde öyle bir direniş var ki; fuhuş ve uyuşturucu saldırısını da halkımız elinin tersiyle itti, itmeye devam edecek. Başka verileri açıklamak isterim. Uyuşturucu kullanımı yaşı 9 yaşın altına düşmüş.
9 yaş çocuğu ağzı süt kokan, uyuşturucuyla ilgili işlem yapılan 7 çocuğun yaşı 12 yaşından küçük. Yani 11 yaş, 10 yaş, 9 yaş uyuşturucuyu tedarik edip satıcılık yapmak zorunda bırakılıyor. Kimdir bu yaş grubu? En savunmasız olan toplumsal kesimdir. Diyarbakır Barosu’nun uyuşturucuyla mücadeleye dair raporunda bir veri var. Diyor ki: "2023 yılında 2.700'ü aşkın avukat bu konuyla ilgili görevlendirilmiş." Bu nasıl bir tablo? Uyuşturucu tedarikinin ve satışının Diyarbakır'da ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Küresel düzeyde %23 artmış uyuşturucu kullanımı.
Hepsinin sebeplerini biliyoruz. Halkımız da çok iyi biliyor. İçinde yaşadığımız kapitalist sistem, bize dayatılan erkek egemenliği, bize dayatılan tekçi erkek devlet, insanları bireyciliğe, yalnızlığa, umutsuzluğa sürüklüyor. Fakirlik, yoksulluk, göç etme zorunluluğu, öyle bir umutsuz tablo yaratıyor ki, gençler kandırılıyor, umut için uyuşturucuya sevk ediliyor. Bu yoksulluk Kürdistan'ın gerçeği değil, devletin Kürdistan'daki yansımasıdır. Devletin Kürdistan'daki gerçekliğidir. Uyuşturucu parasıyla zengin olanlara sözümüz. O parayı nasıl yiyorsunuz?
Uyuşturucuyu satanları ifşa edeceğiz
Bir insanın ölümünden hele hele gençlerin, çocukların ölümünden para mı kazanılır? Nerede var böyle bir şey? Hele bu coğrafyada hiç yok. Bizim birinci yurtseverlik görevimiz değerli halkımız, hepiniz bizden iyi biliyorsunuz. Fuhuşa ve uyuşturucuya geçit vermemektir. Tek bir çiçek olan gül bile kendisini koparmaya gittiğimizde önce dikenlerini görüyoruz.
O yüzden öz savunmamızı yapacağız. Mahallemizde, sokağımızda, yanı başımızda uyuşturucuyu satanları, uyuşturucuyu yetiştirenleri ifşa edeceğiz. İzin vermeyeceğiz. Ama onları da bu bataktan kurtarmanın sorumluluğunu elbette ki alacağız. Bunun için çok bir şeye gerek yok. Dönelim tarihimize bakalım, mücadelemize bakalım.
Kürdistan'da gençlerimizin uyuşturucuyla ölmesini kabul etmiyoruz. Bu kadar ağır bedellerle kurulan bu coğrafyada, bu kadar ağır bedellerle savunulan, ayakta duran bu coğrafyada uyuşturucuyu kabul etmedik, etmiyoruz. Önce ailelerimiz, çocuklarının farkında olacaklar. Öğretmenler çocukların farkında olacaklar. Her yere giriyor uyuşturucu. Bize pankart krizi yaşatanlar kolluk güçleri. Bizi GBT'lerle yollarda alıkoymaya çalışanlara soruyoruz; bu kadar yaygın uyuşturucu trafiğine kim izin veriyor? Bu soruya cevap vermek zorundasınız. Ya ortaksınızdır ya da karşısındasınızdır. Lice'yi biz direnişle anmaya devam edeceğiz. Amed'i direnişle özgürlükle anmaya devam edeceğiz.
Uyuşturucu ve fuhuşa karşı dayanışma komünleri kuracağız
Ve bu saatten sonra Sayın Öcalan'ın 27 Şubat'taki çağrısına müteakip; Barış ve demokratik Toplumun inşasına varsanız Lice'den başlayacağız. Uyuşturucu ve fuhuşa karşı dayanışma komünleri kuracağız. Her mahallede, her sokakta kendi gerçekliğimize sahip çıkmaz çıkmak bize yaftalanmaya çalışılan ama bize ait olmayan bütün kötülükleri uzaklaştırmakla def etmekle başlar. Lice bugün bu yürüyüşü sahiplenerek, Amed bugün bu yürüyüşü sahiplenerek büyük bir irade ortaya koydu. Zaten uyuşturucu ve fuhuşun hedef aldığı şey de bu iradenin kendisiydi.
Bugün bu iradeyi büyütme zamanıdır. Bugün bu iradeyi güçlendirme zamanıdır. Kadınlar olarak özgür Örgütlülüğümüzde, yaşam alanlarına sahip çıkan tarihsel mücadelemizde bunun öncülüğünü elbette ki biz kadınlar yapacağız. Fuhuşun, uyuşturucunun, Kürdistan'ın gerçekliği olarak yansıtılmasına izin vermeyeceğiz. Bizim coğrafyamız tam tersine bunların hayat bulmayacağı en örnek mekanlardan, en örnek coğrafyalardan birisi olmaya devam edecek. Komünlerle, demokratik toplumla ve barış mücadelemizde en çok da bunların karşısında duracağız. Her bir arkadaşımızın emeğine, yüreğine sağlık. Günlerce sokak sokak gezdi, Şiyar Be Platformu, Tevgera Jinên Azad ve partili yönetici arkadaşlarımız. Hiçbir kapı kapatılmadı. Herkes müzdarip bu konudan. Bizler diyoruz ki, Şiyar Be Platformu sizin evinizdir gençler.
Partimiz, Dem Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi sizin evinizdir gençler.
Uyuşturucu satanlara değil, yüzünüzü partinize, yüzünüzü örgütlü mücadelenize, yüzünüzü kendi evinize dönün.”
14 Aralık 2025


