Eş Genel Başkanımız Çiğdem Kılıçgün Uçar Silopi Newrozu’nda konuştu:
“Melayê Cizîrî diyor ki; “Bu kent direnişçi karakteriyle Kürdistan gecelerinin meşalesidir.” Şırnak, Silopi en zor günlerde en büyük serhildanlara mekanlık etti. Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle… Her bijî Silopi, her bijî Botan, her bijî Şırnak.
Değerli halkımız, Silopi’de anacağımız çok mücadele arkadaşımız var. Buradan diyorum ki; Heval Sêvê, Heval Fatma, Heval Pakize unutulmadınız. Bütün Silopi halkı yanınızda mücadelenizi omuzladı. Diyoruz ki; sevgili Ebubekir Deniz, sevgili Serdar Tanış halk mücadelesiyle sizleri yaşatmaya devam ediyor. Her birinin önünde saygıyla, minnetle eğiliyorum. Taybet Ana, bütün çocukların Newroz alanlarını doldurdu. Seni ve mücadeleni bütün Newroz alanlarında haykırmaya devam ediyor. İyi ki varsınız Newroz sizinle güzel, Newroz ateşi sizinle güçlü.
Sevgili Salih Müslim, bütün zorlu koşullarda Rojava’da, dört parça Kürdistan’da, halkının özgürlüğü ve güvenliği için en büyük emek veren mücadele arkadaşlarımızdan biri. Cenazesine katıldığımızda Kobanê halkının Bakur’a binlerce selamını getirdik. Bizden de selam Kobanê’ye Nerwrozunuz kutlu olsun. Ne mutlu bize, ne mutlu Kürt halkına, ne mutlu dört parça Kürdistan’a. Bütün devletler savaşı nasıl yapacağını tartışıyor. Bütün devletler hangi halkı nasıl katledeceğini tartışıyor, bunun yöntemini kendisine siyaset ediniyor. Bütün dünya gördü Rojava’da, Kürt halkı Ortadoğu’da demokrasinin ve özgürlüklerin, bütün halkların kendi kimliği ile yaşamasının teminatı. Rojava Ortadoğu’da demokrasinin can suyu. Selam olsun direnenlere, selam olsun mücadeleyi büyütenlere.
27 Şubat çağrısı, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, önümüzde barışı, özgürlüğü kalıcı hale getirecek bir manifesto niteliğinde. Hatta Kürtlerin olduğu bütün coğrafyalarda ikinci yüzyılın bitmeyen Newrozu’dur. 27 Şubat çağrısıyla şu çok net açığa çıktı; Kürt halkı vardı, Kürt halkı var ve Kürt halkı var olacak. Kimliğiyle, diliyle ve tüm değerleriyle, her birinizin emeği ile.
Yüz yılın sonunda Sayın Öcalan’ın iradesiyle, mücadelesiyle, Sayın Öcalan’ın etrafında kenetlenen ısrarlı mücadelesiyle yeni bir dönemi konuşuyoruz. Bu dönemde Kürtler ne istiyor. Kürt halkı yüz yıldır hukuk tanınmayarak var olduğu bu coğrafyada eşit yurttaşlık istiyor. Hani diyorlar ya kardeşlik. Bu kardeşlik bir hukuka bağlanmalı ve bu hukuk Kürt halkını tanımalı. Diyorlar ki; ‘Kürt halkı ne istiyor’ Kürt halkı bugüne kadar yüreğinde, aklında, dilinde hiç eksik etmediği anadilinde yaşamak istiyor, eğitim görmek istiyor, anadiliyle yaşamak istiyor. Dünyanın hiçbir yerinde anadiliyle yaşamak suç değildir, olamaz. Ama biz yüz yıldır Kürtçe konuşmanın yasak olduğu bir tarihi yaşadık. Bakın Nerwroz öyle bir Newroz ki; Kawalardan bugüne, bitmeyen bu ateş bir tarih yazdı. Bu tarih özgürlük tarihiydi, bu tarih ezilenlerin iktidarlar karşısında kazanma tarihiydi. O tarihi bugün Kürt halkı meydanlara indirdi. Dünyanın her yerinde Kürtlerin öncülük ettiği Newroz diyor ki; bütün halklar özgür olacak, eşit olacak ve her birimizi mücadeleye çağırıyor.
Gün 27 Şubat çağrısını hayata geçirme günü. Dünya alem tanıklık etti, Kürtler üzerine düşeni yapmıştır. Bu saatten sonra adım atacak taraf Kürt inkarıyla yüz yıl geçirmiş olan devlettir, bu inkarla ayakta durmaya çalışan iktidardır, Kürtleri görmezden gelen bütün siyasi partilerdir. Mecliste kurulan komisyon, tek bir cümleyle Sayın Öcalan kadar cesaretli adımlar atsaydı. Kürt sorunu çoktan barışla ve eşitlikle çözümlenecekti. İşte Newroz meydanları, İktidarda, devlette eksik olan cesaret Botan’da Newroz ateşiyle yanmaya devam ediyor.
Şırnak’tan Silopi’den çağrımızdır; bu saatten sonra ne kaybedecek zamanımız ne de değerlerimiz var. Gün barışa sahip çıkma günüdür, gün eşit, ortak bir yaşamı inşa etme günüdür. Rojava’da Rojhilat’ta, Başur’da sokağa çıkan halk tek bir sloganla Rojava’yı savundu. Dedi ki; “Yek e Yek e Yek e Gelê Kurd Yek e”
Yüz yıllık devlet aklının koyduğu sınırlar, yasaklar işlemedi. Kürt halkı nerede olursa olsun birliğini, özgürlüğünü, güvenliğini savunmaya mücadelesini vermeye devam etti.
Mücadelenin en öncüsü kadın yoldaşlarımız, dört parça Kürdistan ve dünyanın her yerinde “Jin Jiyan Azadî” felsefesiyle dedik ki; kadınlar özgür olmadan toplum özgür olmaz. Kadınların olmadığı yaşam demokratik ve özgür olmaz. Tıpkı Rahşanlar gibi, Sakineler gibi, Berivanlar gibi meydanları dolduran Kürt kadınları, tek ağızdan; “Jin Jiyan Azadî” demeye devam etti.
Newrozumuzu “Özgürlük ve Demokratik Birlik Newrozu” olarak tanımladık. Yüz yıllık baskıyı ve inkarı bin bir emekle masaya getirerek müzakere masasını kuran, Sayın Öcalan’ın Newrozu kutlu olsun. Buradan binlerce selam gönderiyoruz. Kürdün inkarını aştığımız, Kürdün varlığını kabul ettirdiğimize baktığımızda, bugün yapılacak şey inkarın yerine hangi siyasetin uygulanacağıdır. Muhatabı devlettir, Kürt halkının varlığını tanımak, kimliğini tanımak, değerlerine saygı duymak insanlık görevidir. Bu coğrafyanın en kadim halkı, bu devletin kurucu aklı olan Kürtleri bu saatten sonra görmezden gelerek hiçbir devlet ve parti yol alamaz. Kürtler Ortadoğu’da bir güç, bir sistem, özgürlüğü, eşitliğin ve ortak yaşamın sistemi. Bu sistemi hep birlikte kurduk hep birlikte koruyacağız, hep birlikte yaşatacağız.
Dört parça Kürdistan’da herhangi bir parçasında Kürt zarar görüyorsa, diğer Kürtler özgür değildir. Herhangi bir parçasında Kürtler baskı görüyorsa diğer Kürtler özgür değildir. bunu çok deneyimledik ve geldiğimiz noktada Rojava dedi ki; ‘ben demokratik birliğin sembolüyüm’, ‘ben düşmeyeceğim’, ‘özgürlük meşalesini yere indirmeyeceğim’. Bütün Kürtler, siyasi görüşü ne olursa olsun, Rojava’yı savunmak için alanlara çıktı. İşte demokratik birlik budur, Kürt halkının dört parçada özgürlüğü, güvenliği ve kendi kimliği ile yaşaması demokratik birliktir. Bunun karşısında durmak, alternatifler bulmak bugünün meselesi olmaz, olamaz. Bu kadar emek bu kadar çaba, bu kadar mücadele tek bir şey anlatıyor bize; Kürtler özgürlüğünden vazgeçmedi, Sayın Öcalan’ın paradigması dört parçada özgürlüğün kapısını açtı. O zaman Kürt halkı da İmralı Cezaevi’nin kapılarını açacak, Kürt Halk Önderinin özgürlüğünü hep birlikte sağlayacak.
Sevgili gençler, mücadeleyi bize emanet bırakanlar diyor ki; yol daha uzun, özel savaş politikalarıyla karşınıza çıkan her şeyi elinizin tersiyle itin. Kimliğiniz, dilinize, mücadelenize güvenin. Kürt halkının özgür geleceğini en çok da gençlerin öncülüğünde kuralım. Bize yakışan, bize miras kalan mücadeleyi büyütmektir, özgürlükle taçlandırmaktır.
Bugün Silivri Cezaevin’de hasta tutsak Mehmet Edip Taşar hayatını kaybetti. Daha doğrusu katledildi. Adli Tıp Kurumu ve onun bağlı olduğu devletin kendisi, hasta tutsaklara ve onlar şahsında Kürt halkına eziyet etmeye devam ediyor. Kürt halkının evlatları 30 yıl boyunca cezaevlerinden direnerek çıktılar, işkencelerden direnerek çıktılar. Kürt kadınları her türlü baskıdan direnerek çıktılar. Buradan soruyoruz; Adli Tıp Kurumu senin adın Ölüm Kurumu mu?
Ey devlet, ey Adalet Bakanı, bir hasta tutsağın ölümünden sen nasıl medet umuyorsun. Böyle bir siyaseti sadece Kürt halkının değil kimsenin kabul etmemesi gerekiyor.
Cezaevinde de alanlarda da bulunduğumuz her yerde, direnen Kürt halkı diyor ki; şimdi kalıcı barışı kurma zamanı ve 2026 Newrozu’nu bu barışın Newrozu yapma zamanı.
Bu duygularla hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Cezaevlerindeki bütün yol arkadaşlarımızın Newroz bayramı kutlu olsun, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın Newroz bayramı kutlu olsun, en yakın zamanda halkıyla buluşsun. Hepimizin yolu açık olsun.”
24 Mart 2026


