Eş Genel Başkanımız Çiğdem Kılıçgün Uçar, 1 Mayıs kutlamaları kapsamında Van’da konuştu:
“Taksim 1 Mayıs’ın alanıdır, gençler oraya çıkmaya çalışıyor ancak devletin aldığı güvenlik öyle ki teyakkuz halinde. Devlete, iktidara buradan sormak istiyoruz; yoksulluk karşısında da böyle teyakkuza geçecek misiniz, emeklerin hakkı konusunda da bu sorumluluğu alacak mısınız? Toplumun, ülkenin ihtiyaç duyduğu teyakkuz emekçilerden yana, kadınlardan yana, işçilerden yana olmaktır. Hepimizin birlikte yaşadığı bu ülke, işçinin emekçinin emeğinin en derinden sömürüldüğü ülke haline geldi. Öyle örnekler var ki insan dile bile getirtemiyor. 8-9 yaşındaki çocuklar çalışma tezgahlarının başında, uyuyakalıyor, ağlayarak çalışıyor. Aynı çocuklar okula aç gidiyor. Mülteci olarak Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan işçiler, ki Mohammad Nourtani işverenleri tarafından yakılarak katledildi. Bu ülkenin sermayesi küçüğüyle büyüğüyle işçiyi emekçiyi yakarak katledecek kadar gözü dönmüş bir sermayedir. İktidar da bu gözü dönmüş sermayeyi korumayı kendine birinci görev edinmiştir. 22 bin lira asgari ücretle geçinebilen yok. Ama sarayın dakikalık giderine baksanız onlarca katı.
İnsanlar bu ülkede büyük bir açlık yaşıyor. Açlık sınırının 24, yoksulluk sınırının 78 bin TL olduğu bir ülkede, insanlar 22 bin TL ile geçinmeye mahkum ediliyor. Çünkü bu ülkenin ekonomisi savaşa ve güvenliğe gidiyor. Ülkede bu kadar krizin olmasının nedeni savaş politikalarıdır. Savaş ve güvenlik politikaları hem ekonomiyi hem siyaseti hem de tüm yaşamımızı etkiliyor. AKP döneminde tanıklık ettik. Bu ülkede üreticiler ürettiklerini satamıyor. Bu ülkenin ekonomisi savunma sanayi üzerine dönüyor. Bu sanayi AKP yanında olan birkaç kişinin karnını doyuruyor. İnsanlık tarihi emeğin tarihidir. Kadınların, gençlerin ördüğü bu emek her yerde söz sahibi olmalıdır. Kapitalist sistemin ezilen halklara reva gördüğünü biz asla kabul etmedik. Binlerce insan bunun için bedenlerini feda ettiler. İnsanca bir yaşam, halkların bir arada yaşaması mümkündür. Mümkün olmadığını söyleyenler bu iktidar ve savaştan beslenenlerdir. Her gün Türkiye ve Kürdistan’da 4 işçi hayatını kaybediyor. Bunun önünü geçmek için barış ve demokrasi mücadelesini buluşturmak gerekiyor.
Sayın Öcalan’ın çağrısı halklara, emekçilere, kadınlara, gençleredir. Bu savaşın durdurulacağını ve bitirilebileceğini çok iyi biliyoruz. Biraz önce kortej alana gelirken gençlerin Sayın Öcalan’ın üzerinde fotoğrafının bulunduğu pankarta izin vermediler. Sayın Öcalan’ın resmine tahammül edemeyecekseniz nasıl konuşacağız ve barışacağız? Pankartı içeri sokmasanız da Sayın Öcalan’ın mücadelesi her zaman halkın kalbinde var oldu ve var olmaya devam edecek. Kürt halkının ortak yaşam mücadelesi, emekçinin mücadelesi ile buluştuğunda kimse önümüzde duramaz. Yaşam, gelecek kurma hakkımızı elimizden almak isteyenlere izin vermeyelim. İşçinin, emekçinin kurtuluşu Kürt halkının kurtuluşu ile bağlantılıdır. Demokratik bir toplumu işçi ve emekçi olmadan kurulamaz. Şimdi sesimizi ve mücadelemizi ortaklaştırmanın, demokratik bir ülkeyi kurma zamanıdır. Barışa en büyük emeği veren Sayın Öcalan ve arkadaşlarının 1 Mayıs’ını kutluyorum.”
1 Mayıs 2025


