'Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğü sağlandığında tartışmalar hızlı sonuçlanır'

Parti Meclisi üyemiz Bünyamin Şeker, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik verdiği “umut hakkı” ihlal kararına ve buna bağlı gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik verdiği “umut hakkı” ihlal kararının üzerinden 12 yıl geçti. Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi’nin defalarca uyarıda bulunmasına rağmen Türkiye, bu konuda somut bir adım atmadı. Meclis’te Kürt sorununun çözümü bağlamında kurulan komisyonun önümüzdeki günlerde sunacağı raporda “umut hakkı”nın yer alıp almayacağı ise merak konusu. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi ve avukat Bünyamin Şeker, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘SAMİMİYETİN KARŞILIĞINI GÖRMÜYORUZ’

AİHM kararının 12 yıldır Abdullah Öcalan şahsında uygulanmadığına dikkat çeken Şeker, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’teki açıklamaları sonrası yaşanan gelişmeleri hatırlattı. Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı adımların tek taraflı kaldığını belirten Şeker, şunları söyledi: “Sayın Öcalan bu adımlarla süreci sonuca götürme konusunda samimi ve kararlı olduğunu gösterdi. Ancak Bahçeli’nin çağrılarında aynı samimiyeti görmüyoruz. Ancak dönüp baktığımızda Bahçeli'nin çağrıları sonucuna aynı samimiyeti, kararlılığı görmüyoruz. Bahçeli, grup toplantılarında ‘gemileri yaktık’ dese de pratikte bunun karşılığı yok. 'Umut hakkı'nın hayata geçirilmesi meselesinde söylem ve pratik uyuşmuyor.”

‘RAPORDA SÖYLEMLERİN ALTI DOLDURULMALI’

Bahçeli'nin, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına kavuşuncaya kadar kararlılığımız devam edecektir” sözlerini anımsatan Şeker, “Bu söylemden sonra Ahmet Özer kent uzlaşısı kapsamında 6 yıl 3 ay ceza aldı, Sayın Ahmet Türk beraat etmesine rağmen kayyım hala duruyor. Sayın Öcalan, İmralı’daki kısıtlı imkanlarıyla elinden geleni yaptı ancak hükümetten 'umut hakkı'na dönük gerekli adımlar gelmedi. Fethi Yıldız’ın, komisyon raporunda 'umut hakkı'nın olacağına dair söylemleri var ancak resmi bir açıklama yapılmadı. Hepimizin kaygılı bir bekleyişi var. Bu raporda sürecin ruhuna uygun, açık ve net bir 'umut hakkı' düzenlemesi olacak mı? Umuyoruz ki rapor yazım sürecinde bu söylemlerin altı doldurulur” diye konuştu. 

‘KOMİSYONDAN ÇIKACAK RAPOR SAMİMİYET TESTİDİR’

“Umut hakkı”nı sadece siyasal bir sürecin sonucu olarak görmediklerini, bunun AİHM kararlarıyla sabit bir hak olduğunu belirten Şeker, komisyondan çıkacak raporun iktidarın “samimiyet testi” olacağını vurguladı. Şeker, “Bundan sonraki müzakere süreci Sayın Öcalan'ın koşullarına bağlı olacak. Fiziki özgürlüğün sağlanmadığı, toplumla bağın kurulmadığı ve mesajların sadece heyetler üzerinden iletildiği bir ortamda süreci yürütme imkanı kısıtlıdır. Hem toplumla seslenmesinin önünü keseceksiniz hem de adım atmasını bekleyeceksiniz, bu çelişkiler giderilmelidir. O yüzden süreç kapsamında 'umut hakkı'nı belirleyici bir mesele olarak ele alıyoruz” dedi.

‘ABDULLAH ÖCALAN’IN SÖZÜ HALA GEÇERLİ’

Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Şeker, Abdullah Öcalan’ın “Koşullar sağlanırsa bu meseleyi demokratik siyaset hattında çözebiliriz” sözünün hala geçerli olduğunu ifade ederek, fiziki özgürlük sağlandığı takdirde sürecin hızla sonuçlanacağına dair kuşku duymadıklarını belirtti. Şeker, “Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğü sağlandığında, taraflarla birebir görüşebilme imkanı sağladığında bütün tartışmaların hızlı bir şekilde sonuca gideceğini görmek gerekiyor” dedi. 

‘DEVLETİ ADIM ATMAYA ZORLAMALIYIZ’

Halkın örgütlü demokratik mücadelesinin devletleri adım atmaya zorladığını ifade eden Şeker, “Yapmamız gereken devleti bu adımı atmaya mecbur bırakmaktır. Rojava, Sayın Öcalan'ın paradigmasının somutlaşmış halidir ve oradaki sahiplenmeyi gördük. Bu refleks ne kadar yükselirse devletin adım atması o kadar hızlı olur. O yüzden herkesin ses yükseltmesi gerekiyor” dedi.

Şeker, sürecin başarıya ulaşmasının sadece Kürtler için değil, tüm Türkiye ve Ortadoğu halkları için bir kazanç olacağını belirterek; yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün herkes için bir sigorta olduğunu hatırlattı. DBP olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını söyleyen Şeker, tüm kadrolarıyla sahada sürece cevap olmaya çalıştıklarını ifade etti.

 

MA / Rukiye Payiz Adıgüzel

Yaklaşan Etkinlikler
Haberler