12 Ocak 2025 tarihinde gerçekleştirdiğimiz 7. Olağan Kongre’miz sonrası, 19 Ocak 2025 tarihinde ilk PM toplantımızı gerçekleştirdik. Yeni dönemde görev alacak tüm PM arkadaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz toplantıda dünya, Orta Doğu ve Kurdistan’daki siyasal ve toplumsal gelişmelere ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmeler yapıldı ve bu değerlendirmeler doğrultusunda önemli tespitlerde bulunuldu.
Bu kapsamda;
Kurdistan ve Orta Doğu halkları olarak yeni bir dünya savaşının gölgesinde tarihi bir süreçten geçiyoruz. Kapitalist Modernite, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren derin krizler yaşamaya başlamıştır. Bu kriz hali, küresel ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin artması, ekolojik krizlerin derinleşmesi ve demokratik değerlerin aşındığı bir ortamda giderek belirginleşiyor. Özellikle, yeni enerji kaynakları üzerine gelişen stratejiler dünya çapında büyük bir savaşın patlak vermesiyle kendisini güncellemeyi amaçlıyor. Ve bu savaşın merkezi olarak görülen Ortadoğu, Kapitalist Modernite’nin yeniden şekillenmesi için kritik bir alan olarak öne çıkıyor. Ortadoğu, merkezli kapitalist düzen çatışmaları sadece ekonomik ve siyasi değil, aynı zamanda ideolojik bir savaşa dönüşmüştür. Kapitalist Modernite’nin yaşadığı krizler, Ortadoğu'daki halklar için hem bir tehdit hem de bir fırsat sunmaktadır. Böylesi bir dönemde, Kürt halkı da bölgedeki diğer halklarla birlikte, özgürlük ve demokrasi mücadelesini ortak bir zemin üzerinde yükseltebilecek bir potansiyel taşımaktadır. Ancak, bu fırsatın değerlendirilmesi, sadece Kürt halkının değil, aynı zamanda bölgedeki diğer tüm halkların da eşit haklar için birlikte mücadelesini gerektirmektedir.
Bu tarihi fırsatı değerlendirebilecek güçte olan Kürt halkı, bu süreçte hem kendisinin hem de Ortadoğu halklarının özgürlüğünü inşa edebilir pozisyondadır. Bu temelde Kürt halkı öncülüğünde gelişen özgürlük mücadelesi Ortadoğu’nun demokratikleşmesine kapı aralayacaktır. Şüphesiz bu sonuca ulaşabilmenin en önemli adımlarından biri de Kürt Ulusal Birliği’nin sağlanmasıdır. Bugün Ortadoğu’da değişen dengeler ve yeni bir dünya savaşı ile şekillenen küresel konjonktür, Kürtlerin ulusal birlik temelinde bir araya gelmelerini artık kaçınılmaz kılmaktadır.
Söz konusu küresel konjonktörün dayattığı bir diğer başlık da Kürt sorununda çözümdür. İkinci yüz yılını yaşayan Cumhuriyet Rejimi ile sistematik bir şekilde çözümsüz bırakılan Kürt sorunu, gelinen aşamada küresel bir sorun olarak Orta Doğu’daki krizlerin temel nedenleri arasında yer alıyor. 1 Ekim 2024 tarihinden bu yana bu sorunun çözümü adına önemli gelişmeler yaşandı. Ancak, siyaset üstü bir mesele olan Kürt sorununda çözüm adına yapılan tartışmaların çok daha derinlikli olduğunu biliyoruz.
Kamuoyunda Kürt sorununun demokratik çözümü ve onurlu barış konusunda bir heyecan yaratsa da Rojava’daki kazanımların hedef alınması, kayyım politikaları ile gerçekleşen irade gaspı ve siyasi operasyonlar çözüm ve barış umutlarına darbe vurmaktadır. Bu nedenle saldırı ve inkar konseptinin son bulması, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve görüşmelerin çözüm odaklı olması zaruridir. Artık Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün Ortadoğu’da barış ikliminin yegâne anahtarı olduğu bilinmelidir.
Bu nedenle DBP olarak, bu sorunun çözümü adına yapılacak her türlü tartışma ve girişimin sürece bir isim konularak somut adımlar çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiği kararlılığındayız. Şüphesiz bu anlamda atılacak en önemli adım da Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü olacaktır.
Çünkü, Sayın Öcalan’ın formüle ettiği ortak yaşam modeli (demokratik ulus-demokratik konfederalizm) hayati bir önemdedir. Bu model, Kürdistan ve Ortadoğu’da kalıcı barışın inşa edilmesi için bir rehber niteliğindedir. Kadın özgürlükçü, demokratik, komünal ve ekolojik toplum modeli hali hazırda Rojava’da uygulanmaktadır. Tişrîn Barajı ve Qereqozaq Köprüsü’nde meydana gelen direniş de özü itibariyle halkların Rojava modelini koruma kararlılığının bir tezahürüdür.
Bu bağlamda, 3. Yol Siyasetini esas alarak, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmayla mücadelesini sürdüren DBP olarak, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi adına barış koşullarının inşa edilmesini ve bu doğrultuda demokratik siyaset mücadelemizi büyütmeyi tarihi bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Bu sorumluluk temelinde;
- Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi
- Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması
- Kürt Ulusal Birliği’nin inşası
- Başta Rojava olmak üzere Kürt halkının kazanımlarının korunması ve Kürt halkının statüsünün sağlanması
- 3’üncü Yol Siyaseti perspektifinde Demokratik Siyasetin güçlendirilmesi
- Halkların demokrasi ve özgürlük taleplerinin sahiplenerek ortak paydada zaferle sonuçlandırılması
- Hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde rehin tutulan siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşturulması
- En önemli olarak da Kadın Özgürlük Mücadelesi öncülüğünde özgür toplumun inşası
yeni dönem siyasetinde mücadele hattımızı şekillendirecek temel gündem başlıkları olacaktır.
Demokrasi ve özgürlük değerlerinin geleceği için birbirinden önemli olan bu gündemlerin hayata geçmesi amacıyla;
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yeni dönemde mücadeleyi büyütme kararlılığı içinde olacaktır.
Zafer odaklı mücadele kapsamında partimiz tüm kararlaşmaları hayata geçirmek için daha güçlü ve yaygın örgütlenme ile parti okullarını/eğitim programlarını her yerde hayata geçirecektir.
Ayrıca, il ve ilçe örgütlerimizin aktif şekilde dahil olduğu bir örgütlenme mekanizması ile sorunların çözümünü kolaylaştırarak, halk ve parti arasındaki bağı güçlendireceğiz.
Bu temelde, rol ve misyonu itibariyle Demokratik Bölgeler Partisi’ni Kurdistan’ın temel siyasal ve toplumsal gücü haline getirme kararlığı içinde mücadelemizi sürdüreceğimizi sürdüreceğiz.
Demokratik Bölgeler Partisi
19 Ocak 2025


