17 Ocak 2026 tarihinde toplanan Kadın Meclisimiz; kadın özgürlük mücadelesinin tarihsel birikimi ve güncel siyasal gelişmeler ışığında Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da derinleşen krizleri, halkların barış ve demokratik toplum arayışı ekseninde kapsamlı biçimde değerlendirmiştir. İçinden geçtiğimiz bu süreç; kapitalist modernitenin yarattığı çok boyutlu krizlerin kadınlar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu, savaşın, yoksulluğun, göçün ve şiddetin kadınların bedeni ve emeği üzerinde yoğunlaştığı bir dönemi ifade etmektedir.
Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik toplum paradigması, bugün yalnızca Kürt halkı için değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Ortadoğu’nun barışçıl geleceği açısından da temel bir çıkış yoludur. Demokratik toplum, devlet merkezli iktidar ilişkilerinin yerine, kadın özgürlüğünü esas alan, komünal ve katılımcı bir yaşamı savunur. Bu süreç, kadınların öz örgütlülüğü ve öncülüğü olmaksızın ilerleyemez. Kadınlar açısından demokratik toplum, soyut bir hedef değil; yaşamın her alanında inşa edilmesi gereken somut bir mücadele pratiğidir.
Yine İran ve Rojhılat Kürdistan’ında kadınların öncülüğünde gelişen protestolar, “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesinin evrensel bir özgürlük çağrısına dönüştüğünü bir kez daha göstermiştir. Devlet şiddeti, idamlar ve ağır baskı politikalarına rağmen kadınların ve gençlerin sürdürdüğü direniş, erkek egemen ve teokratik rejimlere karşı güçlü bir toplumsal itirazdır. Bu mücadele, sınırları aşan bir kadın dayanışmasını ve ortak özgürlük bilincini büyütmektedir.
Rojava ’da kadınların öncülüğünde inşa edilen demokratik, eşitlikçi ve özgür yaşam modeli; Şara yönetimi ve ona bağlı cihadist yapılar tarafından sistematik biçimde hedef alınmaktadır. Kadın bedenine yönelik saldırı politikaları, kadın kazanımlarını tasfiye etmeyi amaçlayan ideolojik bir savaştır. Bu saldırılar yalnızca Rojava’ya değil, kadın özgürlük paradigmasına yönelmiş kapsamlı bir tehdittir. Rojava kadın devriminin savunulması, tüm kadınların ortak sorumluluğudur.
Bütün bu yaşananlar, kadına yönelik saldırıların coğrafya gözetmeksizin her yerde kendini acımasızca gösterdiği ve nice kadının sistematik bir biçimde katledilmesi-kaybedilmesiyle sonuçlanan ama bitmeyen kastik yapılarla mücadele etmek elzemdir. Kadın Meclisimiz, demokratik toplumun inşasında kadın öncülüğünün belirleyici rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Komünlerden meclislere, atölyelerden kadın akademilerine kadar tüm alanlarda örgütlü kadın gücünün büyütülmesi; toplumsal dönüşümün temel dinamiğidir. Erkek egemen zihniyetle mücadele, yalnızca savunma hattında değil; yeni yaşamı kuran, dönüştüren ve kalıcılaştıran bir mücadele olarak ele alınmalıdır.
Kadın Meclisi olarak; Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlük, barış ve demokratik toplum perspektifine sahip çıkmayı, kadın kazanımlarını savunmayı ve halklarımızın ortak geleceğini kadın öncülüğünde inşa etmeyi temel görevimiz olarak görüyoruz. Demokratik toplumun kurucu öznesi olan kadınlar, bu sürecin hem taşıyıcısı hem de güvencesidir. Mücadelemiz; özgür kadın, özgür toplum ve eşit yaşam hedefiyle, kararlılıkla sürecektir.
Demokratik Bölgeler Partisi Kadın Meclisi


