Eş Genel Başkanımız Çiğdem Kılıçgün Uçar, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Adıyaman’daydı

Eş Genel Başkanımız Çiğdem Kılıçgün Uçar, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Adıyaman’da konuştu:

Yitirdiğimiz bütün canların devri daim olsun, mekanı cennet olsun. Pir Sultan Abdal Derneği’ne ev sahipliği için teşekkür ediyoruz. Adıyaman Emek ve Demokrasi Güçlerine de depremin ilk gününden bugüne insanların birbirine nasıl hızır olabileceğini nasıl darlığına zorluğuna yetiştiğini gösterdiği için de hepinizin huzurunda tekrar teşekkür etmek istiyorum. 

 
Yaşadığımız ülke bir deprem ülkesi, gelen tüm iktidarlar bunu deneyimledi. Ama depremi gündemine alan buna uygu politikalarla, bu ülkede yaşayan toplumun, halkın yaşam hakkını koruyabilecek bir politika açığa çıkmadı. Bakın iktidar depremin sorumluluğunu almadı, daha kötü bir şey yaptı. İnsanların yaşam ve barınma hakkını kendisine oy verme gerekçesi yaptı. Dedi ki merkezi hükümet benim yaparsam ben yaparım, insanları oy ile oyaladı. Üzerinden üç yıl geçti. 
 
İnsanlar barınacağı sağlıklı bir konutu olmayan, eğitim görebileceği sağlıklı bir okulu olmayan, sağlık ve tedavi işlemlerini görebileceği korunaklı bir sağlık merkezi olmayan deprem bölgesi ile karşı karşıyayız. Bugün Adıyaman'dayız ama 11 il bunu deneyimledi ve gelin görün ki; daha birçok il Türkiye’de bu riskle karşı karşıya. Depremde bir şeye daha tanıklık ettik. Deprem vergisi çok uzun bir zamandır toplanıyor, deprem vergisi nereye gitti diye bu iktidara sorulduğunda dediler ki duble yol yaptık ama o duble yollar ne yardımları ulaştırdı deprem bölgesine ne insanların gitmesini kolaylaştırdı. İnsanların yaşamı yerine duble yolları koyduğunu itiraf eden bir iktidarla halen daha karşı karşıyayız. 
 
İnatla partimiz başta olmak üzere, muhalefetin, sivil toplum örgütlerinin, devrimci sosyalist örgütlerin partilerin akın akı gittiği depremde dayanışmayı sergilediği bir tabloyu her birimiz kendi ellerimizle yarattık. Ve gördük ki; bir arada olduğumuzda acılarımız da hafifletebiliyoruz, bu acıların önüne geçebilecek yol ve yöntemleri de kendimiz bulabiliyoruz. İlk günden itibaren eğer kayyımlar olmasaydı bölgedeki bütün belediyeler bütün imkanlarını deprem bölgesine sunacaktı. Sınırlı belediyelerimizde ilk günden itibaren orada olmaya çalıştık ve sınırlı imkanlarla. Mesele yemek vermek değil mesele orada el ele tutabilmek, o yarayı görebilmek ve dokunabilmekti. 
 
Yargılar yıkıldı deprem sayesinde. Birçok insanın yan yana gelinmez denilen birçok devlet aklının tanımıyla yakalanan Kürtler akın akın deprem bölgesinde çok derin bir yarayı sarmak için var gücüyle elinden geleni yaptı ve yapıyor. Depremin yaşanmasını belki engelleyemeyeceğiz ama cinayet gibi karşımızda duran katliam gibi karşımızda duran can kayıplarını engelleyebiliriz.
 
İktidar mı yapmıyor, devlet mi yapmıyor, sivil toplum örgütleri, bizler bütün imkanlarımızla bunun ardından gitmeliyiz. Bu ülke deprem ülkesi, ilkokuldan itibaren çocuklara nasıl önlem alınabileceği öğretilmeli. Depreme karşı önlemler alınmalı. İktidar tam da depreme çok az bir zaman kala bir müjde verdi rantçılara imar barışı dediği bir müjde verdi. O müjde 11 ilde canımıza mal oldu. Yani demem o ki bizim yaşam hakkımız sermaye çevresinde peşkeş çekildi. Şimdi kim diyebilir birkaç müteahhittir bunun sorumlusu elbette ki sorumlular ama bu bir politika.
Yaklaşan Etkinlikler
Haberler