Umut hakkı tanınmalı, bir an önce yasal düzenleme yapılmalıdır

Hukuk Komisyonumuzun, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 17 Eylül 2025 tarihindeki “umut hakkı” ara kararına ilişkin yaptığı açıklama;

 

AİHM, 18 Mart 2014 tarihinde Öcalan/Türkiye (2) kararı ile Sayın Abdullah Öcalan’a şartlı salıverilme hakkına sahip olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini, AİHS’in 3’üncü maddesini kapsayan işkence ve kötü muamele yasağına aykırı bulmuştu. AİHM bu karar doğrultusunda, Türkiye’den düzenleme yapmasını istemiş ve daha sonra tutsaklar Hayati Kaytan, Emin Gurban ve Civan Boltan için de benzer kararlar vermişti.

Umut hakkı kapsamında verilen ihlal kararları Türkiye’nin ilgili düzenlemeleri yapması ve tahliye imkanı olmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kaldırılmasına yönelik mekanizmaları gecikmeksizin hayata geçirmesi yükümlülüğünü getirmiştir.

Ancak aradan geçen 11 yıla rağmen Türkiye tarafından bu konuda hiçbir düzenleme yapılmamış, ihlal kararına dair herhangi bir adım atılmamıştır.

AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ilk kez 2015 yılında ‘Umut hakkına’ ilişkin yasal düzenlemelerle ilgili denetim süreci başlatmış ise de Sayın Öcalan ve diğer tutsakların avukatları ile sivil toplum örgütlerinin farklı tarihlerde konuyu “acil” gündemine alması talebiyle yapılan başvurular sonucu ilk kez 2021 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi konuyu gündemine alarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olan Sayın  Öcalan için AİHM’in ‘umut hakkı’ kararı ile ilgili Türkiye’den ne tür adımlar atıldığı konusunda bilgi istemişti. Sivil toplum örgütlerinin yoğun başvuru ve baskısı sonucu 17-19 Eylül 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiği toplantıda "ihlal" kararını görüşen Bakanlar komitesi, 19 Eylül 2024’te açıkladığı kararında Türkiye’den gerekli önlemleri geciktirilmeden alınmasını istedi. Komite, adım atılmaması halinde Eylül 2025'teki toplantıda ara karar hazırlanacağı uyarısında bulundu.

Bu bağlamda 15-17 Eylül 2025 tarihinde konuyu yeniden gündeme alan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 17 Eylül 2025’te aldığı “umut hakkı” kararı önemlidir ama yetersizdir. Yetersizdir çünkü bakanlar komitesinin yapacağı şey AİHM mahkemesi kararının üzerinden 11 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasını ve 2024 Eylül ayında verdiği ‘gerekli önlemlerin geciktirilmeden alınması ve adım atılmaması durumunda Eylül 2025 yılında ara karar hazırlanacağı’ uyarısını da göz önünde bulundurarak ihlal prosedürünü işletmesi, sözleşmenin 46/4 maddesini uygulayarak dava dosyasını yeniden AİHM ne gönderip oradan kararın uygulanmadığına dair bir karar çıkarması gerekirken ‘derin üzüntü duyduğu’ ifadesi ile yetinmiştir.

Ancak yetkilileri ömür boyu hapis cezalarının gözden geçirilmesini öngören yasal değişikliklerin yapılmasına davet etmesi ve yakın zamanda kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan yararlanması, yine bu konuyla ilgili olarak milletvekilleri tarafından halihazırda sunulan yasa tasarılarının parlamento tarafından kabul edilmesi çağrısı oldukça önemlidir. Bakanlar Komitesi bu kararla Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına vurgu yapmış, bu kapsamda komisyonu adres göstererek bu komisyondan yararlanması gerektiğini vurgulamıştır.

Umut hakkı sadece bir kişiyi ilgilendiren hukuksal bir talep değil, toplumsal bir gereklilik, barış ve demokratik toplum çağrısının hayat bulması, Türkiye ve Ortadoğu’da kalıcı barışın tesisi, halkların birlikte eşit ve özgür biçimde yaşaması için bir zorunluluktur.

Umut hakkının tanınması, demokratik toplumun geleceği için kaçınılmazdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, halkımızın özgürlüğü ve Türkiye’de gerçek demokrasinin inşasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle umut hakkını hayata geçirecek somut adımların atılması çağrısını bir kez daha yineliyor, Bakanlar Komitesini ihlal prosedürünü işletmeye ve Türkiye’nin yasal adımlar atmasını sağlamaya; meclisi ve iktidarı gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak hayata geçirilmesine yönelik adımlar atmaya, demokrasiden hukuktan ve insan haklarından yana tüm kurum ve kişileri tecride karşı ortak mücadele yürütmeye davet ediyoruz.

 

DBP Hukuk Komisyonu

Yaklaşan Etkinlikler
Haberler